Allah'ım! Mahlûkatının en hayırlısı, parlayan nur-u bâhir, kat'î burhan-ı zâhir, bahr-i zâhır, nur-u gàmir, cemâl-i zâhir, celâl-i kàhir, kemâl-i fâhir olan, kulun ve habibin ve resulün Muhammed'e, zeval bulmayan ezeliyetine lâyık bir ezeliyetle, tahavvül etmekten münezzeh ebediyetine lâyık bir ebediyetle, Senin cûd ve kereminin mevhibelerinin bulutlarının yağmurlarınca bol ve geniş şekilde, Senin cûd ve ihsânâtının lâtifelerinin şerifelerinin mergubiyetince bol ve bereketli şekilde, salâvâtının en efdali ve en ecmeli ve en şereflisiyle, en zâhiri ve en tâhiriyle, en ahseni ve en faziletlisiyle, en ekremi ve en aziziyle, en âzamı ve en eşrefiyle, en yüce ve en pâkiyle, en mübârek ve en lâtifiyle selâmının en etemm ve en ekser ve en ziyadesiyle, en yüksek ve en yüce ve en daimîsiyle salât ve selâm et, rahmetine ve rızâna ve af ve gufrânına mazhar kıl. Ona ve aynen onun âline ve ashâbına da, azamet-i Zâtına yaraşır şekilde rahmet ettiğin gibi bir rahmetle, öyle bir salât et ki, o salât hürmetine günahlarımızı bağışla, gönlümüzü ferahlandır, kalblerimizi tathir ve ruhlarımızı tervih ve sırrımızı takdis et, hâtırat ve efkârımızı tenzih et, içimizdeki kederleri gider, hastalıklarımıza şifâ ver, kalblerimizin kilitlerini aç. Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki Vehhâb olan, istediklerimizi bize veren ancak Sensin." Âl-i İmrân Sûresi,
selam ve dua ile
Seni Seviyorum ya
Hani Seni Seviyorum ya Hani gıpta ediyorum ya ashabına Hani Hz.Fatıma'yı anam, Hz.Hasan Hüseyin'i kardeşim olarak görüyorum ya! Hani ne zaman hüzünlensem, Sen geliyorsun ya aklıma Görmeden hayranım Ya cemaline Kalbin kadar güzel yüzünün hayalini kuruyorum ya... Hani ne zaman çok gülsem Sen'in hafif kızgın bana baktığını görüyorum ya! Hani bana diyorsun ya" Yerinde olsam, az güler çok ağlardım " diye Sonra nerede bir yetim görsem Sen'i buluyorum ya yanımda Hani bana diyorsun ya "Beni istiyorsan onun başını okşa Hani hep bir özlem var ya içimde Hep vuslat varya hayalimde Hani gözyaşları içinde, yeşil kubbenin resmine bakıyorum ya Hani hayal ediyorum ya hep Efendim Safa-Merve arasında, önümde Sen varmışsın gibi koştuğumu.. Hani uzun boylu, siyah saçlı, beyazlar içinde birine Sen diye sesleniyorum ya! Sonra adam arkasını dönünce Senin olmadığını görüyorum da eğiyorum ya başımı, Sevincim yerini hüzne bırakıyor ya Hani Sana gidecek her yolcuyla selam yolluyorum ya Sonra da selamımı almışsın gibi seviniyorum ya Hani kalbimin bir yanı "Ümit" derken, Bir yanı korkuyla atıyor ya Hani Seni Seviyorum Ya Efendim Hani günahlarımı unutup, Seninde beni sevdiğini düşünüyorum ya! Duyuyorum ya "ÜMMETİ" diye seslenişini Ne zaman bir yüzük alsam elime Senin yüzüğün geliyor ya aklıma Hani üzerinde Muhemmedun Resulallah yazılı olduğunu düşünüp, Ebu Bekir ve ashabına selam yolluyorum ya Sonra hep hayal ettim ya Efendim, arkanda namaz kıldığımı Hanianam, babam, canım Sana feda olsun dedim ya Hani ben varım ya... Seni Seviyorum ya... Çok Seviyorum ya... Selat, Selam üzerine olsun Ya Resulallah...
Ben kim miyim? 1400 yıl öncesinde Selam ettin ya.. Kardeş belledin ya.. SENI SEVIYORUM YA
Anlatildigina göre adamin biri çöl ortasinda yürürken gözünün önüne
çirkin bir yüz dikilir. Adam «sen kimsin» der. Çirkin yuz «ben senin çirkin
amellerinim» diye cevap verir. Adama «senden kurtulmanin yolu nedir» diye sorar.
Adam «Peygamber (S.A.V)'e selât-ü se'âm getirmektir.»
Nitekim
Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
"Bana getirilen selât-ü selâm,
sirat köprüsü üzerinde isiktir, cuma günü seksen kere selât-ü selâm getiren
kimsenin geçmis seksen yillik günahi affedilir» der.
Yine anlatildigina
göre ademin biri Peygamberimize Hz. Muhammed (S.A.S.)'e seîâm getirmezdi, bir
geçe rüyasinda Peygamber'imizi (S.A.S.) görür, fakat Peygamber'imiz (S.A.S.)
yüzünü adama çevirmez. Adam «ey Allah (C.C)'in Resul'ü! Yoksa bana kizgin misin»
diye sorar. Peygamber'imiz «hayir» diye cevap verir. Adam «o halde niye yüzüme
bakmiyorsun?» diye sorar. Peygamber'imiz (S.A.S.) «çünkü seni tanimiyorum» diye
karsilik verir. Adam «beni nasil tanimazsin, ben senin ümmetinden biriyim,
cümlerin anlattigina göre sen ümmetini ananin çocugunu tanidigindan daha iyi
tanirsin» der. Peygamber'imizin (S.A.S.) cevabi söyle olur: "Alimîer dogru
söylemisler, yalniz sen üzerime selât-ü selâm getirerek beni hatirlamadin ki!
Benim ümmetimi tanimam, üzerime getirecekleri selât-ü selâm ile ölçülüdür"
Bu arada adam uyanir, ve her gün Peygamber'imize (S.A.S.) yüz kere selât-ü
selâm getirmeyi üzerine borç haline getirir ve bunu yapar. Bir müddet sonra
Peygcmber'imizi (S.A.S.) yine rüyasinda görür. Peygamber'imiz (S.A.S.) ona
«simdi seni taniyorum ve sana sefaat edecegim» diye müjde verir. Çünki adam
Rasulullahi sever olmustur.
Ulu Allah (C.C.) buyurur ki:
"Ey
Rasul'üm! de ki, eger Allah'i seviyorsaniz, bana uyunuz da Allah´da sizi sevsin
ve günahlarinizi affetsin. Hiç süphesiz Allah, bagislayici ve esirgeyicidir"
Al-i imran Süresi. 31
Ayet-i kerimenin nüzul sebebi söyle
nakledilir: Peygamber'imiz (S.A.V) K'ab Ibni Esref ile adamlarini Islâmi kabul
etmeye davet ettigi zaman onlar da Peygamberimize (S.A.V) «biz Allah'in ogullari
yerindeyiz, o yüzden biz Allah'i daha çok severiz» diye cevap verdiler.
Adamlarin bu cevabina karsilik ulu Allah (C.C.) Peygcmber (S.A.V)'in onlara
su mahiyette bir cevap vermesini murat etmis olmalidir: Eger siz Allah (C.C.)'i
seviyorsaniz, teblig ettigim dini kabul ederek bana uyunuz. Çünkü ben O'nun
bildirisini size ulastiran ve sizinle ilgili hükümlerini açiklayan bir Allah
(C.C.) Resulüyüm. Eger benim O'nun adina yaptigim davete uyarsaniz, o sizi sever
ve günahlarinizi bagislar. Hiç süphesiz O. bagislayici ve esirgeyicidir.
Mü'minlerin Allah (C.C.)'i sevmesi, O'nun emrine uymakla. ibadetine kosmakla ve
hosnutlugunu aramakla olur.
Allah'in (C.C.) mü'minieri sevmesi, onlara
merhametle muamele etmesi, onlari mükâfatlandirmasi, günahiarini bagislamasi,
onlara rahmet, günahtan korunma ve basari ihsan eylemesi demektir.
Imam-i Gazali (rehimehullahu) «ihya-ul Ulûm id-Din» adli
eserinde der ki, «dört seyi yapmaksisim dört seyi iddia eden kimse yalancidir:
1 — Cenneti sevdigini söyledigi helde ibadet etmeyen kimse yalancidir.
2 — Peygamber'imizi (S.A.S.) sevdigini ileri sürdügü halde alimler iie
fakirleri sevmeyen yalancidir.
3 — Cehennemden korktugunu iddia ettigi
halde günah islemekten vazgeçmeyen kimse yalancidir. Nitekim Rabia-i Adviyye'nin
(rahimehullahu) su iki beyti bu noktayi güzel izah eder.
Allah (C.C.)
isyan ediyorsun, oysa O'nu sever görünüyorsun Hayatim hakki için bu durum,
mantik prensiplerini alt-üst eder.
Eger sevgin dogru olsaydi. O'nun
emirlerine uyardin. Çünkü asik, sevgilisinin sözünden çikmaz. Sevginin alâmeti,
sevgilinin arzusuna, uymak ve onunla ters düsmekten sakinmaktir.
Anlatildigina göre bir gün bir gurup Sibli'yi (rahimehullahu)
ziyarete gider. Büyük Veli «siz kimsiniz» diye sorar. Gelenler «biz seni
sevenleriz» diye cevap verirler. Bu sirada Siblî yüzünü onlara döner, sonra
onlari taslamaya baslar, adamlar Veliden kaçarlar. Veli onlari «benden niye
kaçiyorsunuz, eger gerçekten beni sevseydiniz, belâmdan kaçinmazdiniz» diye
azarlar. Arkasindan sözlerine söyle devam eder:
Muhabbet ehli, sevgi
kadehinden içtiler, beldeler ve yeryüzü onlara dar geldi, Allah (C.C)'i hakki
ile bildiler. O'nun ululuk ve kudreti karsisinda saskin kaldilar. O'nun sevgi
kadehinden içtiler. O'nun ünsiyet denizinde boguldular, yalniz O'na seslenmekten
zevk alir oldular.
Arkasindan su beyti söyledi: Ey mevlâm! Sevgini
hatirlamak sarhos etti beni. Sen sarhos olmayan hiç bir asik gördün mü?.
Söylendigine göre deve sarhos oldugu zaman kirk gün yem yemez ve her
zaman tasidiginin bir kaç kati kadar yük sirtina vurulsa yükleneni tasimasizlik
etmez. Çünkü kalbinde sevgilisinin hatirasi kipirdayinca artik ne yem yer ve ne
de agir yük tasimaktan kaçinir, sebep sevgilisine karsi duydugu sevktir.
Deve deve iken sevgilisi ugruna nefsinin istegini gemleyerek agir yük
tasimaya katlandigi halde siz Allah (C.C) için hiç bir yiyecek veya içecekten
vazgeçtiginiz oldu mu? Allah (C.C.) için üzerinize herhangi agir bir yük aldiniz
mi? Bu sayilan iyi amellerden hiç birini yapmamissaniz, sizin Allah (C.C)
sevgisi iddianiz ne dünyada ne de Ahirette, ne insanlar gözünde ne Allah (C.C)
katinda hiç bir seye yaramayan bos bir sözden ibarettir.
Ibrahim el-Havvas'a (rehimehullahu) «muhabbet nedir» diye sorarlar.
Su cevabi verir:: «istekleri yok etmek, bütün hacet ve sifatlari yakmak ve
kulun kendisini isaretler denizinde bogulmasidir.
İnşirâh…İnşirâh…İnşirâh…Hâra düştüm,dilime kan değdi yüreğime od.Dâra düştüm Ey Rab bana bir inşirah…Ah-u efgânımı bir dinleyiver, bu gece çok karanlık…katran karası olmuş göğsümü bir açıver…Daraldım…Bir bakıver..
Genişlettin ey yar! Dünyadan bunaldığım her vakit,yağmur yağmur yüreğime,damla damla gözlerime düştün.Semalarda yerim yok bilirim,arşlardan ta ki gönlüme düştün.Yaralar bedenimde yol çizerken adeta,tuz değil ,sen gönlüme tılsım sürdün.Dünya zemininde ayaklarım kayarken bir bilinmezliğe, tut n’olursun bırakma bilmediğim alemlere…Gece ve ben iki biçâre yine kapındayım.Soluklanmak istiyorum Ya Rab! Gece yeminli konuşmuyor benimle.Gece küskün bana, yalnız bıraktım onu gelirim diye.Gitmedim ona Ya Rab! Geceler bensiz geçti,seccadeler eşsiz,yıldızlar yoldaşsız kaydı.Geceye söz verdim gelirim diye,gitmedim.İhanetim var ona..Gece yeminli..Ben sana bugün yalnız geldim.Terkedilmiş sevdaların mekanından geliyorum.Yıllanmış sevgilerin koynundan.Ayrılıklardan geliyorum.Yalnızlıktan…Gönlümün tenhasından geliyorum.Gecenin günahlarımı örtmeyen mahremiyetinden geliyorum.Dünyanın arkamdan yırttığı gömleğimle.Kimsenin duymadığı ama kulağımı çınlatan aff sesleriyle geliyorum.Ademin utangaç bakışlarıyla,Nuh’un terk-i diyarıyla bir yunus affı edasıyla geliyorum.Daraldım Ya Rab! ‘kabul’ ümidinin ferahlığıyla geliyorum.Yüreğim üşüyor artık,mahşeri bir yalnızlıkla geliyorum.Aç Ya Rab n’olursun aç göğsümü tekrar bir köz değdir.İçimin vahalarından kurtar beni.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet genişlet beni.
“Yükünü senden alıp atmadık mı? O senin belini büken yükü .”(inşirah/2)
Attın ey yar! Ben bilemedim yükümün azaldığını ama sen hafiflettin beni.Dünyanın omuzlarıma yüklediği bu ağırlık, yüzümü yere düşürmeye başlamışken,bu yükü benden alarak belimi sen doğrulttun.Rükuya eğilen bir beden senin karşında yüce makama erdi.Secdeye değen baş,merhametinle sana erdi.Oysa ben bilemedim.Kirlenmiş yüreğimle,sözlerimi dünyaya aşina ettim kapıldım bu misafirhanenin işvesine.Şimdi temaşa bile edemiyorum masivayı.Aydınlanmıyor gözlerim,yeşermiyor kırık düşlerim.Yoksa Ey Rab ben,sen olan benliğimi çoktan mı tükettim…Züleyha kadar günahkarım,Yusuf kadar masum olmak isterdim oysa ama ben düştüğüm zindanda ezilecek kadar günah topladım.yüküm ağır…Tüm zerrelerim affına sığındı…Mecalsizim,hissizim,bir o kadar da cahilim…Al yükümü Ya Rab n’olursun al belimi büken bu yükü tekrar hafiflet beni.Doğrult ki beni,yüzüm sana dönebileyim.Elimi sana açabileyim.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet doğrult beni.
“Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?”(inşirah/4)
Yücelttin ey yar! En şerefli varlık olarak açtım dünyaya gözlerimi.Mahlukata halife eyledin.İns-an makamında ruhuma can verdin..verdin de ben kıymetimi bilemedim.Aklımı sürgün ettim mantığın hiç uğramadığı yalancı uğraşlara.Her mevsim yağmur yağarken ruhuma,nadasa bıraktım kurak gönlümü.Her insan ektiği biçer değil mi Ya Rab! Günah ektiğim bahçelerde kara güller büyüdü,kokusuz renksiz.Işığım bir mumun aydınlandığı kadar,verdiğim bir aldığım kadar fakat ben olamadım bir senin bana biçtiğin değer kadar.biraz mağrur,biraz bizâr,biraz da kendimi şekva ile geldim.Değersizliğimi bilerek,mecruh bir hal ile geldim işte…Sen şanımı yüceltirken,ben bir o kadar acziyetimle,nasır tutmuş ayaklarımla,kör olmuş gözlerimle,karalanmış hanemle geldim.Kalbimi avcuma sıkıştırarak,rengini kimse görmesin diye saklayarak getirdim.Amansızım,dermansızım,fermansızım.N’olurs un Ya Rab yeniden yücelt beni gönül gözümden geçir beni.Gözyaşına gark eyle beni eyle ki insan bileyim kendimi.İnşirah inşirah inrişah ayet ayet yücelt beni.
“Yalnız Rabbine yönel.”
Hayatın koylarından çıkıp senin limanına yöneldim Yar Rab!Sen ki sana gelmeyene dahi lütfederken,bilirim geri çevirmezsin beni kapından.Nihayetsiz acziyetimle,dünyevi arzuların kıvrımlarından,yokuşlu yollarından,ben kendimden geçerek sana geldim bu gece.’kün’ diyerek eyleyiverirsin diye bir ferman,ben ahvalimi dökerek sana geldim Ya Rab!.Benim sana anlatmaya halimi kelama ne hacet,sen beni bilirsin benim halim zaten aşikâr.Kurtar n’olursun bitsin artık bu esaret! Nefsanîyetin haysiyetini huzurda kırmaya geldim.Bakıp görmeyen gözlerimi sende açmaya,atıp yanmayan kalbimi sende yakmaya,her boşluğa sayan ama her daim seni anmayan dilimi konuşturmaya,sana muhtaçlığın şerefini başıma taç etmeye geldim.Sevdası her şeyden âlâ n’olursun aç yüreğimi ben senden bir inşirah istemeye geldim…İnşirah inşirah inşirah ayet ayet ferahlamaya geldim.N’ola ahh n’ola Ya Rab , ben sende kalmaya geldim.Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…